10.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları (Zambak Yayınları)

10.Sınıf Edebiyat Kitabı 3.Ünite:Dini Tasavvufi Halk Edebiyatı-Nutuk (Sayfa 159,160,161,162)

A. Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)

c. Dini-Tasavvufi Türk Şiiri

HAZIRLIK

1. Dinî-tasavvufi Türk şiiri hakkında bir sunum hazırlayınız.

1. Tekke edebiyatı ile ilgili sunuma BURDAN  ulaşabilirsiniz

TEKKE EDEBİYATI (Dini – Tasavvufi Halk Edebiyatı)

1.  “Tasavvuf”, İslamiyet’in doğuşundan kısa bir süre ortaya çıkmış, tarikatlar ve tekkeler aracılığıyla Müslümanlar arasında yayılmış bir düşünce ve inanç sistemidir.

2. Tasavvuf bir İslam mistisizmidir; amacı insanı aşk yoluyla Allah’a ulaştırmaktır.

(Mistisizm: Tanrı’ya ve gerçeğe akıl ve araştırma yolu ile değil de gönül yoluyla, duygu ve sezgiyle ulaşılabileceğini kabul eden felsefe ve din doktri­ni, gizemcilik.)

3.   Tasavvuf, Allah’ın varlığını, evrenin ve insanın oluşumunu “vahdet-i vücut” anlayışıyla açıklar.

4. Vahdet-i vücut anlayışına göre tek bir varlık var­dır, o da Allah’tır. Evrendeki tüm varlıklar Allah’ın “tecelli”si, çeşitli görünüşleridir. Mutlak varlık olan Allah, aynı zamanda mutlak güzelliktir. Allah ken­di güzelliğini görmek istemiş, yokluk ve hiçlik âle­mini, yani evreni yaratmıştır. Tasavvufta bu du­rum, insanın kendi kendini görmesi için aynaya bakmasına benzetilerek açıklanır.

5.Allah’a en yakın varlık olan insan, ruh ve beden­den oluşmuştur. Beden, yokluk; ruh varlık öğesi­dir. İnsan kendindeki yokluk öğesini aşarak Al­lah’a ulaşabilir. Yani mutlak varlığa katılabilir. “Fe­na fillah” denilen bu mertebeye ulaşanlar artık “insan-ı kâmil”dir ve “Enel-Hak” (ben Hakk’ım) sırrına ermiştir.

6.Sufîlere (kendini tasavvuf yoluna adayanlara) göre dinin bir emir ve yasaklardan oluşan dış yü­zü (şeriat), bir de asıl amaç olan iç yüzü (hakikat) vardır.

7.‘Tarikat”, şeriattan hakikate giden yol demektir. Bu yolda yürüyen kişiye, yani dervişe “mürit”; ona kılavuzluk yapan şeyhe ise “mürşit” denir.

8.Tekke”, bir bakıma tasavvuf öğretisinin okulu sa­yılan mekândır. Tasavvuf düşüncesinin gelişme­sinde ve yaygınlık kazanmasında tekkelerin bü­yük rolü olmuştur. Medreselerin bir bilim merkezi olmasına karşılık, tekkeler sosyo-kültürel hayatı düzenleyen bir merkez kimliğini üstlenmiştir. Özellikle Mevlevîlik, Bektaşîlik gibi kimi tarikatlar­da tekkeler aynı zamanda bir sanat ve edebiyat merkezi olmuştur. Tekkelere dergâh, zaviye gibi adlar da verilmiştir.

9.  Dinî- tasavvufî halk edebiyatı 12. yüzyılda Türkis­tan’da Ahmet Yesevi ile başlamıştır. Yesevîliğin 13. yüzyılda Anadolu’ya girmesiyle tasavvuf inan­cı Anadolu’da da gelişmeye başlamış, Yunus Emre’nin açtığı yolda kısa sürede zengin bir ge­leneğe dönüştürülmüştür.

  • Mevlana gibi aydın çevreye seslenen ya da bu çevrede      oluşan tarikatlara bağlı sanatçılar, eserlerini Divan edebiyatı tarzında      vermişler­dir. Halk arasında yayılmış tarikatlara bağlı sanatçılar ise      seslendikleri kitle halk olduğu için eserlerini Âşık edebiyatı biçimleri      içinde halk diliyle yazmışlar; ancak zaman zaman divan edebiyatı öğelerini      de kullanmışlardır.
  • Tekke edebiyatı şiirleri çoğunlukla hece ölçü­süyle yazılmakla      birlikte aruzun da sıkça kul­lanıldığı görülür.
  • Tekke şairleri hem Divan hem Âşık edebiya­tından      aldıkları nazım biçimlerini kullanmış­lardır.
  • Tekke edebiyatında ilahi, nefes, nutuk, devri­ye, sathiye gibi      türlerin yanı sıra Divan edebi­yatından alınan tevhit, münacaat, naat,      miraciye, mevlit gibi türlere de yer verilmiştir.
  • Tekke edebiyatı ürünlerinde İslam dinine ve tasavvuf kültürüne      ait Arapça-Farsça kökenli terimler dışında genellikle yalın bir halk      Türkçesi kullanılmıştır.
  • Yazılan      şiirlerin çoğu tekkelerde düzenlenen ayinlerde özel bir ezgiyle ve ney,      kudüm, re-bap gibi tekke sazlarının eşliğinde söylenmiş­tir.
  • Şiirin      ağırlıkta olduğu Tekke edebiyatında velâyetname, vücutname, pendname,      fütüvvetname, siyer, kısas-ı enbiya, tezkiret’ül evliya gibi nesir      örneklerine de rastlanır.
  • Tasavvuf inancını benimsetme, halkı eğitme amacı öne çıktığı      için yazılan eserler genellik­le didaktik niteliktedir. Ancak ilahi aşkın      coş­kusuyla yazılan kimi eserlerde derin bir lirizm de görülür.

Bazı Tasavvuf Terimleri:

Abdal: Kendisini Allah yoluna adayan sufî ya da eren

Âşık: Kendisini ilahi aşka adamış kimse.

Aşk: Tasavvufta iki tür aşktan söz edilir. İnsanlara karşı duyulan aşk mecazi aşk, Allah’a karşı duyulan aşk ise ilahi aşktır. Mecazi aşk, ilahi aşka ulaşmak için bir basamaktır. Aşk, evrenin ve insanın yaratılış sebebidir.

Bâtın: İçte olan, gizli ve görünmeyen şey.

Bir lokma, bir hırka: Hırsı, bencilliği sınırlamak, azla yetinmeyi öğretmek amacıyla dervişlere önerilen tutu­mu anlatan söz.

Çile: Bedensel arzulardan kurtulup ruhsal arınmayı sağlamak için çilehane denilen dar ve karanlık bir hücrede sıkı perhize girme ve yalnızlığa çekilme. Ge­nellikle kırk gündür.

Ene’l Hak: Hallac-ı Mansur’un öldürülmesine neden olan ünlü sözü. “Ben Hakk’ım” anlamındaki bu söze tasavvufta “Ben kendi varlığımı Allah’ın varlığında yok ettim, Allah’tan başka bir varlık yok.” gibi anlamlar ve­rilmiştir.Tasavvuf dışı çevreler ise bu sözü “Ben Allah’ım” an­lamında anladığı için küfür saymıştır.

Fenâfillah: Sufînin dünya ilgilerinden tamamen uzak­laşarak kendi varlığını unutup Allah ile bir olması. Ta­savvufta ulaşılacak son mertebe.

Gurbet: Sufîlere göre asıl vatan ruhlar âlemidir; bu dünya ise bir misafirhanedir, gurbettir.

İnsan-ı kâmil: Tasavvufta en üst mertebeye ulaşmış ( yetkin insan.

Kadeh: Tasavvuf yoluna giren dervişe verilen ilahi bil­giler. Derviş bu bilgilere ulaştığında kendisinden geçer.

Mey (şarap) : İlahi aşkın verdiği coşku

Meyhane: Tekke

Mürit: Tasavvuf yoluna girmiş, manevi yolculuğa gir­miş kişi.

Mürşit: Doğru yolu gösteren rehber, şeyh

Nefis: Ruh, insanın Allah’tan kaynaklanan eğilimleri­nin; nefis ise bedensel arzularının bütünüdür. Nefis yok edilemez; ama ona hâkim olunabilir.

Ney: İnsan-ı kâmilin simgesidir. Neyin içi boştur, in­san-ı kâmilin de maddi isteklerden arınmış olduğu için içi boştur.

Pir: Bir tarikatın kurucusu olan kişi.

Pir-i mugan: İlahi aşk şarabını sunan mürşit

Saki: Allah aşkını sunan insan-ı kâmil.

Zahit: Kaba sofu, ham ruhlu, pişmemiş, dinin özün­den habersiz, kurallara önem veren kişi.

2.Sınıfa dinlemek için bestelenmiş dinî-tasavvufi şiirler getiriniz.

2.

3.Sınıfa dinî-tasavvufi Türk şiirlerinden örnekler getiriniz.

Noldu bu gönlüm noldu bu gönlüm

Derd-ü gamla doldu bu gönlüm

Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm

Yanmada derman buldu bu gönlüm

 

Yan ey gönül yan yan ey gönül yan

Yanmadan oldu derdine derman

Pervane gibi pervane gibi

Şem’ine aşkın yandı bu gönlüm

 

Gerçi ki yandı gerçeğe yandı

Rengine aşkın cümle boyandı

Kendi de buldu kendi de buldu

Matlabını hoş buldu bu gönlüm

 

Sevad-ı a’zam sevad-ı a’zam

Belki oluptur arş-ı muazzam,

Matlab-ı canan matlab-ı canan

Olsa acep mi şimdi bu gönlüm

 

El fakru fahri el fakru fahri

Demedi mi ol alemler fahri

Fahrini fakrin fahrini fakrin

Mahv-u fenada buldu bu gönlüm

 

Bayram’ı imdi Bayram’ı imdi

Bayram edersin yar ile şimdi

Hamd-ü senalar hamd-ü senalar

Yar ile bayram kıldı bu gönlüm

Hacı Bayram Veli

 

Ben Yürürüm Yana Yana

 

Ben yürürüm yana yana

Aşk boyadı beni kana

Ne akîlem ne divâne

Gel gör beni aşk neyledi

 

Gâh eserim yeller gibi

Gâh tozarım yollar gibi

Gâh akarım seller gibi

Gel gör beni aşk neyledi

 

Akarsularım çağlarım

Dertli ciğerim dağlarım

Şeyhim anuban ağlarım

Gel gör beni aşk neyledi

 

Ya elim al kaldır beni

Ya vaslına erdir beni

Çok ağlattın güldür beni

Gel gör beni aşk neyledi

 

Ben yürürüm ilden ile

Şeyh anarım dilden dile

Gurbette halim kim bile

Gel gör beni aşk neyledi

 

Mecnun oluban yürürüm

O yâri düşte görürüm

Uyanıp melûl olurum

Gel gör beni aşk neyledi

 

Miskin Yunus bîçâreyim

Baştan ayağa yâreyim

Dost ilinden âvâreyim

Gel gör beni aşk neyledi

Yunus Emre

 

4.Mevlânâ hakkında bildiklerinizi sınıfta anlatınız.

4. MEVLANA (1207 -1273)

30 Eylül 1207′de Horasan yöresindeki Belh şehrinde doğmuştur. Alaeddin Keykubat’ın daveti üzerine ailesiyle Konya’ya gelmiş ve oraya yerleşmiştir. Burada, Şems-i Tebrizi ile tanışarak ondan tasavvuf eğitimi almıştır. Şems’in ölümünden sonra inzivaya çekilmiş; yaşamını “Hamdım, piştim, yandım.” sözleri ile özetlemiş, 17 Aralık 1273′te ölmüştür. Büyük bir hoşgörü sahibidir. Ona göre kâinatın temeli, insanı olgunlaştıracak ve Allah’a yaklaştıracak şey sevgidir. Bu felsefesiyle yüzyıllardan beri bütün insanlığın ilgisini çekmektedir. En önemli yapıtı “Mesnevi” adlı mesnevisidir.

Mevlana Celaleddin-i Rumi Eserleri:

-Mesnevi: Küçük manzum hikâyelerle dini ve tasavvufi öğütler yer almaktadır. Mesnevi biçiminde yazılmıştır.
-Divan-ı Kebir: Sanat gücünü ortaya koyan gazel, kaside, müstezat ve rubailerinden oluşur.

-Fihi Mafih : Dini ve tasavvufi sohbetleri yer almaktadır.
-Mektubat: Devrin ileri gelenlerine nasihat için veya kendisine sorulan sorulara yanıt olarak yazdığı mektuplar yer almaktadır.

-Mecalis-i Seba (Yedi meclis): Çeşitli zamanlarda verdiği yedi vaazı yer almaktadır.

 

5. “Allah aşkıyla yanmak” ifadesinden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

5. Yaşantısında tamamen Allah’ın  isteklerine, emirlerine, buyruklarına uymak ve bu doğrultuda ibadet yapmak demektir. Tasavvuf ehli insan Allah aşkıyla yanar ve insan-ı kamil olmak için dergaha girer ve bir mürşide bağlılığı dile getirir. Bundan sonra onun için Allah’tan başka sevgili yoktur. Fenafillah’a ermek için mücadele eder.

 

NUTUK

1. Etkinlik

a. “Nutuk”un ahenk ögelerini bularak aşağıya yazınız.

“Nutuk”un Ahenk Ögeleri
Ölçü Kafiye-Redif Ses-Söyleyiş
7’li hece   ölçüsü 1.Dörlük:   “bilen”ler redif, “ân”lar zengin kafiye2.Dörtlük:  “at”lar tam kafiye

3.Dörtlük:   “ası”lar zengin kafiye

4.Dörtlük:  “an”lar tam kafiye

5.Dörtlük:   “isen”ler refif, “r”ler yarım kafiye

6.Dörtlük:  “e”ler redif, “r”ler yarım kafiye

7.Dörtlük:“ib”ler   tam kafiye

8.Dörtlük:“isen”ler   redif, “an”lar tam kafiye

9.Dörtlük:“a”lar   redif, “l”ler yarım kafiye

10.Dörtlük:“kın”lar   zengin kafiye

11.Dörtlük:“dür”ler   redif

12.Dörtlük:“l”ler   yarım kafiye

13.Dörtlük:“n”ler   yarım kafiye

Şiir   dörtlüklerle hece  ölçüyle ve sade bir   dille söylenmiştir.

 

b. Sınıfta, bestelenmiş dinî tasavvufi şiirleri dinleyiniz. Şiirlerin ahenk özelliklerini belirtiniz.

 

2. Etkinlik

a. “Nutuk”un birim değerini, birimlerinin konusunu, temasını ve birimler arasındaki ilişkiyi belirleyerek aşağıdaki bölüme yazınız.

 

Birim değeri: 4’lük Birimlerde anlatılanlar Birim değeri Birimlerde anlatılanlar
1.birim Özü iyi   insanın edep öğrenmesi gerektiği 8.birim Hakkı bilen   insanın edepli olması gerektiği
2.birim İnsanın   varlığının edep olduğu 9.birim Edepli   insanların işlerinin doğru olacağı
3.birim Allah’a   itaat etmenin yolunun edep olduğu 10.birim Edepli   insanların hakkı hukuku bileceği
4.birim İmanın   aslının edep olduğu 11.birim Edepli   olmanın evliyaların da bir özelliği olduğu
5.birim Allah’ı   açıktan söylemenin edeple olacağı  12.birim Hakka   delinin edep olduğu
6.birim Doğru yolu   bulmanın edepten geçtiği 13.birim Aşk ile   boyanmış insanların edepli olması gerektiği anlatılmıştır.
7.birim Edebî   Allah’ın insanlara nasip ettiği anlatılmaktadır. Tema Edepli olma

 

b. Sınıfa getirdiğiniz dinî-tasavvufi Türk şiiri örneklerini okuyunuz. Bu şiirlerin ve inceleme bölümünde okuduğunuz “nutuk”un yazılış amacının ne olabileceğini tartışınız. Sonuçları belirtiniz.

b. Müridlerin tarikata ilk kez girişlerinde onları bilgilendirmek, Bektaşî tarikatının yollarını göstermek, gelenek-görenek-âdet ve âdabını anlatmak amacıyla yazılan şiirler olup genellikle Bektaşiliğe yeni girenlerin eğitim-öğretimi için yazılıp okunan öğretici nitelikteki şiirlerdir

 

3.        Etkinlik

Şiiri yorumlayınız. Şiirin hissettirdiklerini sözlü olarak ifade ediniz.

 

4.        Etkinlik

a. “Nutuk”un dil ve söyleyiş özelliklerini belirleyerek aşağıdaki bölüme yazınız.

a. Nutuk hece ile yazılan dörtlükler ve sade bir dille söylenir.

b.        Şiirin dilinin ait olduğu gelenekle ilişkisini belirleyerek sözlü olarak ifade ediniz.

b. Bu şiir Halk şiiri geleneğinden beslenmiştir. Dilinin sade olması, hece ölçüsüyle söylenmesi, dörtlüklerle şekillenmesi gelenekle olan ilişkisindendir.

c.        Metinden hareketle şiirin yazıldığı dönemin zihniyeti hakkında çıkarımlarda bulununuz. Çıkarımlarınızı aşağıdaki bölüme yazınız.

c.

  • Edepli olmaya büyük önem veriliyor.
  • İnsanlar edeple eğitiliyor.
  • Edebiyat bir  eğitim aracı olarak kullanılıyor.
  • İnsanlar dinle içli dışlılar.

 

 

ANLAMA VE YORUMLAMA

5.         Etkinlik

İki gruba ayrılınız. Birinci grup “Nutuk”un halk şiiriyle, ikinci grup divan şiiriyle benzer yönlerini belirlesin. Gruplar benzerlikleri karşılaştırsın. Sonuçları sözlü olarak ifade etsin.

 

6.         Etkinlik (Okul dışı etkinlik)

a.       Metinden hareketle Kaygusuz Abdal’ın fikrî ve edebî yönü hakkında çıkarımlarda bulunarak bunları defterlerinize yazınız.

a. Dedesi Alaeddin bin Yusuf Babası İse Alaiye Begi Hüsameddin Mahmud olduğu söylenir. Bektaşi büyüğü Abdal Musa‘ya bağlanarak tasavvuf yoluna girdi. Mısır‘a giderek Bektaşiliği yaymaya çalıştı ve orada vefat etti. Didaktik türdeki eserlerinde açık ve yalın bir dil kullandı. Nükteli ve iğneli bir üslubu vardır. Alevi ve Bektaşi şiir geleneğini sürdürdü. Bazı şiirlerinde Yunus Emre‘nin etkileri görülür.

Eserleri:

  • Divân
  • Sarây-nâme
  • Minber-nâme
  • Dil-güsâ
  • Gevher-nâme
  • Budala-nâme
  • Mesnevi
  • Muglâta-nâme
  • Esrâr-i      Hurûf
  • Vücûd-nâme’

 

b. Eserle şair arasındaki ilişkiyi sözlü olarak ifade ediniz.

b. Her eser ile şairi arasında mutlaka bir ilişki vardır ve şair kendi hayatına dair şiirde bilgi verir ki burdan şairimizin dindar ve mutasavvıf biri olduğunu görüyoruz.

 

DEĞERLENDİRME

a. Aşağıda verilen cümlelerin başına bilgiler doğru ise (D), yanlış ise (Y) yazınız.

( Y ) İlahiler genellikle koşma ve semai nazım şekliyle, hece ölçüsüyle ve dörtlükler hâlinde söylenir.

( D ) Horasan’da yaşayan ve tasavvuf düşünce­sini hikmet adını verdiği şiirlerle etrafındakilere anlatan Ahmet Yesevî’nin açtığı tasavvuf çığırı, ye­tiştirdiği dervişlerle Anadolu’ya da yayılmıştır.

( Y ) Şekil ve içerik olarak ilahilere benzeyen şathiye, aslında ilahinin Bektaşilerdeki ismidir

 

b. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri tamamlayınız.

Sade bir Türkçeyle yazılan  METHİYE daha çok Peygamberimiz ve Hz. Ali’ye övgüler işlenir.

TASAVVUF  15. yüzyıldan itibaren Yesevilik, Bektaşilik, Mevlevilik gibi tarikatların etkisiyle Anadolu’ya yayılmıştır.

 

c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

1.    Aşağıdakilerden hangisi dinî-tasavvufi halk şiiri nazım türlerinden biri değildir?

A) İlahi

B) Mesnevi

C) Nutuk

D) Nefes

E) Devriye

CEVAP:B

 

2.    Aşağıdakilerden hangisi dinî-tasavvufi halk şiiri şairlerinden biri değildir?

A) Pir Sultan Abdal

B) Kaygusuz Abdal
C) Dertli

D) Yunus Emre

E) Bâkî

CEVAP:E

 

3. 15. yüzyıl dinî-tasavvufi halk şiirinin önemli şairlerindendir. Hem aruzla hem de hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır. Bektaşi tarikatine mensuptur. Şathiye türünün gelişmesinde yardımcı olmuştur.

Yukarıda hakkında bilgi verilen şair aşağıdakilerden hangisidir?

A)Kaygusuz Abdal

B)Ahmet Yesevi

C)Dertli

D)Kul Himmet

E)Aziz Mahmut Hüdayi

CEVAP:A

 

4. “Bektaşi – Alevi tekkelerinde okunan şiirler­dir. Genelde rindce, kalenderce, alçak gö­nüllü ve alaysı bir hava dikkati çeker. Bekta­şilikle ilgili temalar işlenir. Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Bektaşi uluları övülür, tarikat ilke­leri açıklanır.”

Yukarıda özellikleri verilen dinî-tasavvufi halk şiiri nazım türü aşağıdakilerden han­gisidir?

A) Şathiye

B) Mesnevi

C)Nutuk

D) Nefes

E) Devriye

CEVAP:A

 

5. Aşağıdaki dizilerin hangi tamamen tekke şiiri ürünlerinden oluşmuştur?

A)   Nefes – nutuk – deme – mersiye

B)   Nutuk – deme – ilahi – şathiye

C)   İlahi – devriye – şathiye – ağıt

D)   Şathiye – ilahi – taşlama – nutuk

E)  Güzelleme – devriye – nefes – mani

CEVAP:A