Son 47 Yılın Çıkmış Soruları, Yıllara Göre Son 47 Yılın Çıkmış Soruları

2010 LYS – Edebiyat Soruları

[tab:1.Sayfa]

2010 LYS  EDEBİYAT SORULARI

 

1. Hayatta iki tür insan vardır: Birinci gruptakiler, hayata eldivenle dokunanlar; ikinci gruptakiler, hayata eldivensiz dokunanlar. Hayata eldivenle dokunanların hiç yıpranmamak gibi bir ayrıcalıkları vardır. Eldivensiz dokunmaya görün acır, yanar canınız. Ama her şeyi daha derinliğine duyumsar, daha yoğun yaşarsınız. Sanatçının bunlardan birini seçme lüksü yoktur. O, hayata eldivensiz dokunanlardandır.

Bu parçada geçen “sanatçının hayata eldivensiz do­kunması” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Ümitlendirici ortamlar yaratma

B)   Yaşamdaki güçlüklen doğrudan anlatma

C)   Yaşanılanları bir değerlendirmeden geçirme

D)   Olayları düş gücüyle yeniden yaratma

E)   Yaşama yeni anlamlar yükleme

 

2. Özellikleri yönünden hiçbir akım içinde yer almayan şairler var. Bunlar, kendi kuşağından olanların yaz­dıklarına da benzemeyen bir şiir yazıyorlar. Bir kuşak ya da gruba katılmadıkları için şiirlerinin bulutsu bir görünüşü var. Bunları yazanlar, kendilerine özgü bu şiirlerle şiirin bir mozaik olduğunu önümüzdeki birkaç yıl içinde gösterecekler.

Bu parçadaki altı çizili sözlerle anlatılmak istenen aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?

A)   Özellikleri ve sınırları belirgin olmayan – çeşitlilik içeren

B)    Düş gücüne ağırlık veren – teknik açıdan kusur­suz

C)   Duyguları devindiren – sanat değeri taşıyan

D)   Belirli konular üzerinde yoğunlaşan – birçok öğe­si olan

E)   Kendinden öncekileri yadsıyan – okur duyarlığı­na seslenen

 

3.  Aşağıdaki dizelerin hangisinde eylem, nedeniyle birlikte verilmiştir?

A)   İnsan balıklama dalmalı içine hayatın

Bir kayadan zümrüt bir denize atlarcasına

B)   Uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara

Dinleneceksin bir kum tanesi, bir yaprak gibi

C)  Kederi de yaşamalısın bütün benliğinle

Acılar da sevinçler de olgunlaştırır insanı

D)  Yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi

Koklamaktan bitkin düşmüşçesine bir çiçeği

E)  İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine

Tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

 

4. (I) Rus edebiyatının hiçbir kahramanı, ne Raskolnikov ne Miskin ne de Prens Andrey eski Rus insanını hat­ta tüm Doğuluları “Oblomov” kadar açıklıkla, en özlü yanıyla temsil edebilir. (II) Doğu, belki de ilk kez Gonçarov’un bu büyük yapıtında kendi kendini tanımaya, Batı’dan farkını anlamaya başlamıştır. (III) Oblomov, çiftliği, köleleri olan bir derebeyidir, bu düzen değişin­ce ekmeğini kendi kazanan insanlar arasında yaşa­maya başlar. (IV) Böyle yaşamaya hazır olmayan ira­desini yitirir ve Oblomov, ölüme benzeyen bir uyuşuk­luğa gömülür. (V) Ancak Gonçarov, büyük romancı­larda görülen “yaşamdaki dram karşısında gülümse­mesini hiç eksik etmez, okurunu da gülümsetmeyi başarır.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangile­rinde romanı özetlemeyi amaçlayan bir nitelik var­dır?

A) I. ve III.              B) II. ve IV.             C) II. ve V.

D) III. ve IV.           E) IV. ve V.

 

5. Karikatür insanların, varlıkların, olayların hafta duygu

ve düşüncelerin gülünç yanını yakalayıp bunu abartılı

I                            II                                  III

çizimlerle gülmecesel bir anlatıma dönüştürme sanatıdır.

                         IV                 V

Bu parçadaki numaralanmış sözcüklerden hangi­si yalnızca çekim eki almıştır?

A)l.          B) ll.         C) III.        D) IV.        E)V.

 

6.  Kıyıköy’ün eski adı Midye. Kazandere ile Pabuçdere’nin denize döküldüğü (I) yerde, yüksek bir kayalığın  üzerinde kurulu. Bu ilginç konumunun yanı sıra dara­cık sokakları, eski ahşap evleri ve balıkçı yaşantısı, burayı büyüleyici hâle getiriyor Bir zamanların zor ulaşılır (II) balıkçı köyü, artık keşfedilmiş (III) bir yer. Kıyıyı izleyen (IV)orman yolları, Kıyıköy ve İğneada arasında da aynı şekilde uzayıp  (V) gidiyor.

Bu parçadaki numaralanmış fiilimsilerden hangisi sıfat olarak kullanılmamıştır?

A)l.          B) ll.         C) III.        D) IV.        E)V.

 

7. (I) Yaşlılığın erdemleri üzerine bugüne değin neler  söylenmemiş neler yazılmamış… (II) Cicero. Yaşlılık adlı yapıtında nasıl da över. yüceltir yaşlılığı; insanın bilgeleştiği, yaratma gücünün doruğa ulaştığı bir dö­nem diye adlandırır. (III) Yaşamın gerçek anlamına ancak bu dönemde ulaşılmış kişi. (IV) Çünkü yaş­lılık, deneyime dayalı, kavrama ve algılama gücünü keskinleştirip geliştiren bir okulmuş. (V) Bundan da öte, insanı değişik yönlerden durultup dinginleştiren, tutkuların her türünden arındıran sessiz bir güçmüş yaşlılık.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili ola­rak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?

A)   I. cümle, biçimce olumsuz fiil cümlesidir.

B)   II. cümle, bağımlı sıralı cümledir.

C)   III. cümle, bileşik cümledir.

D)   IV. cümle, olumlu, kurallı cümledir.

E)   V. cümle, devrik isim cümlesidir.

 

8. Okuma alışkanlığının gelişmemiş olması, bireylerin, yaşamı yeterince kucaklayamaması, olup bitenleri anlayamaması ve takvim yaşlarını dünyada birkaç yüzyıl yaşamışçasına engin bir zenginlikle donatamaması sonucunu doğurur.

Bu  cümlede aşağıda verilenlerden hangisi yok­tur?

A)   Yer yön belirteci

B)   Kalma durumu eki almış sözcük

C)   Adlaşmış sıfat

D)   Yeterlik fiilinin olumsuzuyla çekimlenmiş söz­cükler

E)   Belgisiz sıfat

 

9. Giderek sevgisizleşen çevremize, duyguların “fast food” mutfağından çıkışına bakıyorum ( ) Her konuda acelemiz var. Öylesine acelemiz var ki yaşamaya za­man kalmıyor. Gülüşlerimiz de beklentilerimiz de bir örnek ( ) İnsan olmaya ( ) “Her şey bir insanı sev­mekle başlar ( )” sözünü anımsamaya ayıracak bir saniyemiz bile yok. Ya da Gülten Akın’ın dediği gibi “Ab kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlama­ya ( )”

Bu parçada ayraçlarla ( ) belirtilen yerlere aşağıdakilerin hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla getirilmelidir?

A) (-)(-) (;)(.)(-)                B) (.)(…)(,) (,)(!)

C) (.)(…)(:) (.)(.-)             D) (.)(.)(,)(.)(!)

E) (…)(.) (;)(.)(.)

 

10.   1920′li yıllardı. Bizim evde dedem utunu yanından hiç

              I                                                         II

eksik etmezdi. Gramofondan klasik Türk müziği din-

                                                                  III

lerdik o yıllarda. İstanbul Şehir Tiyatrolarında Muhsin

                                                         IV

Ertuğrul’un sahneye koyduğu oyunları kaçırmazdık.

Ayrıca öğretmenlerimiz de bizi kitap okumaya yönlendirirdi.

 V

Bu parçadaki numaralanmış sözlerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?

A) I.          B) II.         C) lll.        D) IV.        E)V.

[tab:2.Sayfa]

11. (I)  Romancı,  romanını  yazarken   kendi  yaşamın­dan da başkalarının yaşamından da yararlanabilir. (II) Ama romanını salt kendi yaşamına dayandırmaya kalkışırsa gündelik yasamın ayrıntılarıyla kurmaca dünyanın, bir başka deyişle romanın kuralları çatışır. (III)  Bu çatışma yüzünden kurguda başarı sağlana­maz. (IV) Yazarına ne kadar ilginç ne kadar vazgeçil­mez gelirse gelsin, roman, okuru ilgilendirmeyen bir yığın ayrıntıyla dolar. (V) Günlük yaşamın ayrıntılarıy­la kurmaca dünyanın ayrıntıları birbirine benzemez. (VI) Kurmaca dünya ile ilgili ayrıntıların o dünya için­de belirli işlevleri vardır.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisin­den sonra  düşüncenin akışına göre “Oysa gündelik yaşam, işlevsel olmayan ayrıntılarla doludur.” cümle­si getirilebilir?

A) I.          B)lll.        C)IV.        D)V.         E) VI.

 

12. “İnsanların işine yaramayan bir mesleği yapmaktan utanç duyardım.” Bana bu sözü, Aşağı Fırat Bölgesi’ nde MÖ 4000 yıllarını araştıran Çinli bir arkeolog söy­ledi. Kazıdan çıkardıklarını bilgisayara göndermek üzere kodlamaktaydı o sırada. İlk bakışta binlerce yıl öncesinin bir çömlek parçasını ya da bozkır toprağını araştırmayı amaçlayan bir çalışmanın, bilim çevreleri dışındaki insanların ne işine yarayacağı sorulabilir. Tıpkı sözcükleri yan yana, alt alta sıralayarak şiir yaz­manın ne işe yaradığının sorulabileceği gibi. Ama gü­nümüzden 6000 yıl önce Sümerlerin kumlu toprakta bitki yetiştirmenin gizini bulduğunu ortaya çıkarmak, arkeolojinin insanlığa bir armağanıdır. Bunun gibi ben de sıkıntılı günlerimde Neruda ve Nazım’la konuşarak yaşamımı yönlendirirken şiirin bu yararını nasıl göz ardı edebilirim.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Tanımlama                      B) Alıntı

C) Nesnel veriler                 D) Karşılaştırma

E) Terimler

 

13. Sanırım Ayvalık’ın havasından, sabahları çok erken uyanıyorum bu rüzgârlı bayırda. Uyanınca soluğu bahçede alıyorum. Belki de yaşlılık romantikliği be­nimkisi. Doğa sessiz ama büyük bir öğretmendir. İlgi­lendikçe hepsinin adlarını birer birer öğreniyor, ateş çiçeğine yıldız çiçeği, sardunyaya ortanca demiyo­rum. Gülleriyse renkleriyle, boylarıyla adlandırıyorum: çalı gülü, bodur gül… Görünüşleriyle, huylarıyla bile: narin gül, şımarık gül, mahzun taze… Güllerden birini tırmanıcı gül sanıp bahçe kapısının arkasına dikmiş­ler. Oysa değil. Tırmanmak bir yana, boynunu bük­müş hep öyle duruyor. “Mahzun taze” dediğim o. “Şı­marık gürün sabah kahkaha atarak uyandığını söyle­sem inanmazsınız.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Kişileştirme                            B) Örnekler

C) Sözde soru cümlesi               D) Çoğullaştırmalar

E) Eksiltili cümle

 

14. Yaşadığımız günleri duyurur bize edebiyat dergileri. Yaşamı kalıcı yanlarıyla verir. Hele en taze şiirler, di­zeler! Ataç, “Ölürken bana en genç şairin en son şii­rinden dizeler okusunlar.” demiş. Ben de her sabah uyanır uyanmaz, her gece yatmadan önce, en yeni dizeleri okurum. Taze dizelerle yaşamak kadar kişiyi gençleştiren, yaşama bağlayan bir şey olamaz. Ne demiş Baudelaire: “Sağlıklı bir kişi yirmi dört saat ek­meksiz yaşar ama şiirsiz asla.” Şiir okumanın tadını alırsanız siz de hak verirsiniz bu söze.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerSden hangisi söylenemez?

A)   Tanıklıklardan yararlanılmıştır.

B)   Olasılık dile getirilmiştir.

C)   Koşul belirtilmiştir.

D)   Öznellik ağır basmaktadır.

E)   Nitelendirmelerden yararlanılmıştır.

15. Uzakta bir sürü gördük. Bizim yaklaştığımızı anlayın­ca otlamak için yere eğilmiş olan başlar, hep birden dikildi. Ceylanlar hiçbir tayda görmediğim ince, çevik, zemberekli bir hareketle koşmaya başladı. Arka ayak­ları pervane gibi işledi, kumu birden köpürttü. Biraz ötede askerce bir düzenle yine durdu, içlerindeki teke aralarından ayrıldı, geriye döndü, dikildi ve bekledi. Bu, sürüsüne kaçma fırsatı vermek için kendisini feda etmek istediği anlamına geliyordu. Biz de onun kaçıp rahatça sürüsüne katılması için otomobili durdurduk.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi­ne başvurulmamıştır?

A) Betimlemeye       B) Öykülemeye     C) Açıklamaya

D) Benzetmeye        E) Kanıtlamaya

16. Yazarın kendisi değil, seçtiği anlatıcılar kurmaca dün­yada yaşar. Anlatıcıların her bin de diğer kahraman­lar gibi, yazarın yarattığı kurmaca dünyanın dışına çı­kamazlar. Ne var ki —. Bu yüzden kurguladığı bir ro­manda kahramanları ile özdeşleştirilen veya kurgu olan bir olayın gerçekmiş gibi kabul edilmesinden ya­kınan birçok yazar vardır. Umberto Eco’nun bir okuru­nun, yazarın anlattığı sokakta çıkan yangını göremeyişine kızması, Genç Wertherin Acıları’nda anlatılan­ların yaşanmış gibi algılanmasının intihar oranını ar­tırması, okurların edebiyattan nasıl etkilendiklerinin bir göstergesidir. Bu tür olaylar, “Edebiyat nedir ve yaşamı nasıl etkilemektedir?” sorusuna verilecek bir­çok yanıt olduğunun kanıtıdır.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) çoğu okurun dünyasında, gerçek ve kurmaca kavramları, ayrılmayacak kadar birbirine girmiştir

B) edebiyatın, insandan çıkıp yine insana dönen bir yaratıcı yazı etkinliği olduğu unutulmamalıdır

C) anlatıcı, kişisel olmayan, evrensel değerleri gös­termeye çalışmalıdır

D)   yazarların yapıtları, yaşamlarından bağımsız dü­şünülmelidir

E) ünlü yazarların, hep dikkate değer konulan ele alacağı yönünde yaygın bir kanı vardır

 

17. Dilin kültürle, düşünce dünyasıyla iç içe olduğu hiçbir zaman göz ardı edilmemeli. Bu yüzden daha dil öğ­renme aşamasında çocuklarımıza Türkçenin tadını duyurmak zorundayız. Bu da ancak değerli yapıtlar okunarak olacaktır. Bugün yazık ki çocuklar Türkçeyi, televizyonda seyrettikleri, anlatımı bozuk ve yabancı kültürlere ait çizgi filmlerden öğreniyorlar. Masalları­mızın, bilmecelerimizin, tekerlemelerimizin, türküleri­mizin dili ve o dili besleyen kaynak, giderek yok ol­makta. Biz dilimizi korumayı sadece, “Şu sözcüğü kullandın, bunu kullanmadın.” biçiminde algılarsak bir gün geri dönüp baktığımızda ağzımızdan çıkan söz­cüklerin, Türkçe göründüğü hâlde Türkçenin sıcaklı­ğını taşımadığını büyük bir sarsıntıyla anlayacağız. Bunun sonucunda sanki bir yabancının Türkçe ko­nuşması gibi garip bir Türkçe ortaya çıkacaktır.

Bu parçada dilimizle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A)    Etkileşim içinde olduğu öğelere

B)   Korumanın önemine

C)   Öz değerlerini yitirmesine yol açacak etkenlere

D)   Söz varlığının zenginliğine

E)   Duyarlığımızın nasıl oluşturulabileceğine

 

18. Masallar, dokusundaki kendine özgü şifrelerle, hâlâ sırrına erişilmemiş bilgelikleri, insanlığın ve hayatın gizemlerini barındırır. Alalarımızdan kalan birçok de­ğerin erken yaşlarda, bilinçaltımıza yerleşmesini sağ­lar. Böylesine önemli olan masalların yaşatılması, üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Biz de bununla ilgili olarak kayıp masallar konusunda bir çalışma başlatmaya karar verdik. Konuyla ilgili ön araştırma yapmak için gittiğimiz yörük köyündeki bir eve misafir olduk. Evin on yaşındaki oğluna, “Biz ya­kında tekrar geleceğiz. O zamana kadar ninelerinden masal öğrenir misin?” dedim. Çocuğun cevabı şöy­leydi: Tamam, ben İnternetten indiririm hemen.” Ço­cuk, ninesi yerine interneti tercih etmişti. Karşılaştığımız bu üzücü durum, tıpkı masallardaki gibi pek çok şeyi anlatıyordu.

Bu parçada söylenenlerden aşağıdakilerin hangi­si çıkarılamaz?

A)   Yaşamımıza bilgisayarların giderek egemen ol­duğu

B)   Halkın ortak yaratılarının ancak belirli yerlerde korunabildiği

C)  Büyüklerden masal dinleme geleneğinin zayıfla­dığı

D) çocukların duygu ve düşünce dünyasını biçim­lendirmede büyüklerin etkisinin azaldığı

E) Masallarla birlikte kimi kültürel değerlerin yok ol­maya başladığı

 

19. Yazarlar herkesten daha iyi gözlemcidir. Birisinin cad­dede karşıdan karşıya geçişi, birbirini tanımayan in­sanların göz göze gelişi sırasında yaşanan anlık gerilim, bir dudak bükme, köpeğin kediyi kovalayışı… Bunların tümü gerçek hâllerinin imgeye dönüştürül­müş biçimiyle yazarların kurmaca metinler için kullan­dıkları görüntülerdir. Ayrıca aralarına yazınsal bir tut­kal gibi düşsellik de girer hatta olmazsa olmazlardan­dır. Çünkü düşleri boğulmuş, belirli söylem kalıpları­nın içine sıkışmış, sözcük dağarcığı gibi düş dünyası da sürekli zenginleşmeyen bir yazarın yaratıcılığı is­ter istemez donup kalacaktır. Böyle bir yazar herkesin bildiği, sıradan değerlerle yetinecektir.

Bu parçada, bir yazarda bulunması gereken nite­likler arasında aşağıdakilerden hangisine ver ve­rilmemiştir?

A)   Zengin bir çağrışım dünyasına

B)   Yorumlama gücünün gelişmişliğine

C)   Yaşanılan gerçeklere sıkı sıkı bağlı kalmaya

D)   Alışılmış anlatım biçimlerinin dışına çıkmaya

E)   Sürekli yenilik arayışı içinde olmaya

 

20. Hepimiz dünyaya geldiğimizde bir toplumun, ailenin, kimliğin içinde buluruz kendimizi. Edebiyat işte bu ka­lıpları kırma arayışından doğar. Hayal ve gerçek, ya­şam ve ölüm, ben ve öteki arasındaki bütün duvarları bir bir yıkar. Böylece kendine özgü bir biçimde, haya­tın ve insanın özüne eğilebilmeyi, ona sevgiyle baka­bilmeyi olanaklı kılar. Çünkü roman, öykü, şiir gibi edebiyat ürünleri bir başkasının acısını iliklerinde his­sedebilirle, kendini bir başka insanın yerine koyabil­me yeteneği kazandırır. Çok farklı kesimlerden insan­lara seslenir, onların kapılarını çalar; buyur edilir. İn­sanlar ve toplumlar arasında köprüler kurar.

Bu parçada edebiyatın işlevleri arasında aşağıda-kilerden hangisine yer verilmemiştir?

A)   Toplumsal sorunlara çözümler getirme

B)   Yerleşik değerleri sorgulama gücüyle donatma

C)   İnsanların birbirini anlamasını kolaylaştırma

D)   Kültürleri birbirine yakınlaştırma

E)   Yaşamı, özgün bir yaklaşımla algılamayı sağ­lama 

  [tab:3.Sayfa] 

21.   Aşağıdaki dizelerin hangisinde ayraç içinde veri­len sanat yoktur?

A)    Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş

Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş

(Mürsel mecaz)

B)   Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü

Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü

(Tezat)

C)   Sardı katil gece dünyayı siyah bir kefene

Bir emel yıldızı göz kırpıyor ancak aradan

(Teşhis)

D)   Öyle bir boşandın ki çöle benzer ömrüme

Bir Nuh tufanı oldu. sel değil, sağanak değil

(Telmih)

E)   Çiziyorum havaya dünyamı bir çiçekle

Ve hayran bakıyorum bu rüya gibi şekle

(İstifham)

 

22. (I) Onun şiirlerinde, masal, şiir, deyiş gibi halk edebi­yatı ürünlerinin etkisi görülür. (II) Halk diline yaklaş­maya da özen gösteren bu sanatçının dizeleri toprak kokan yağmur damlaları gibidir, (ili) Satırların arasın­dan dökülür okuyucunun duygu dünyasına. (IV) Da­vetkârdır, sizi kendi dünyasına yavaşça çekip alır. (V) O sesi ne zaman duydunuz, eşiği ne zaman geç­tiniz, anlayamazsınız bile. (VI) Bu anlamda, resimleri de şiirleriyle büyük benzerlik gösterir sanatçının.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangi­lerinde sanatlıca bir söyleyiş yoktur?

A) I. ve IV.              B) l.ve VI.              C) ll.ve V.

D) III. ve IV.            E) V. ve VI.

 

23. Paylaşırsa dost paylaşırmış

İnsanın derdini, sevincini

Dost ümidiyle ortalığa düşmeye gör

Hangi kapıyı çalsam kimseler yok

Hangi omza dokunsam yabancı çıkar

Aşağıdakilerden hangisi içerdiği duygu yönünden yukarıdaki şiire anlamca en yakındır?

A)   Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge

Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayn

B)   Hep seninçündür benim dünyâ cefâsın çektiğim

Yoksa ömrüm varı sensiz neyleyim dünyâyı ben

C)   Gülmek ol gonceye münâsibdir

Ağlamak bu dil-i hazine gerek

D)   Bülbüller öter güller açar şâd gönül yok

Hiç böyleliğin görmemişiz fasl-ı baharın

E)   Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem baharın görmüşüz

Biz neşâtın da gamın da rüzgârın görmüşüz

24.  Olmuyor neyleyim

Olmuyor velinimetim efendim

Olmuyor yirminci asırda

Tarz-ı kadîm üzre gazeller söylemek

Bu dizelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A)    Eski edebî anlayışa karşı çıkan bir anlayış dile getirilmiştir.

B)   Yabancı kökenli sözcükler kullanılmıştır.

C)   Yinelemeye başvurulmuştur.

D)   Farklı duygular uyandırma amacı güdülmüştür.

E)   Devrik   cümlelerin   etkileyiciliğinden   yararlanıl­mıştır.

25. Ne halk türküleri ne de halk oyunları, ilk biçimlerini koruyabilir. Bunlar yayılma sürecinde birçok kez de­ğişmiş, kimi zaman bu değişmelerle zenginleşmiş, ki­mi zaman da bayağılaşmıştır. Bu değişiklikleri yapan­ların da kim olduğu bilinmez.

Bu sözler aşağıdaki kavramlardan hangisini akla getirmektedir?

A) Yöresellik            B) İçtenlik              C) Anonimlik

D) Abartılılık             E) Yalınlık

 

26.          I.   Yüceltilmiş sözlerle yazılan, kahramanın iyi bir durumdan kötü bir duruma düşmesiyle duygusal arınmayı sağlayacak acıma ve korku duyguları­na yönelen oyun türü.

II.   İnsanların ve olayların ilginç yanlarını, güldür­mek ve düşündürmek amacıyla sahneye yansı­tan tiyatro türü.

III.   Ortaoyununda olduğu gibi önceden yazılmış bir metne dayanmadan, sahnede akla gelen sözler­le oynanan halk tiyatrosu türü.

IV.   Romalılar tarafından ortaya atılan Türk edebi­yatına Tanzimat Döneminde giren, yalnız işaret­lerle oynanan sözsüz tiyatro oyunu.

Aşağıdaki terimlerden hangisinin tanımı yukarıda verilmemiştir?

A) Monolog         B) Pandomim        C) Tuluat

D) Komedi             E) Tragedya

 

27.

I.   Makale                                            açıklayıcı nitelik

II.   Otobiyografi                                 3. kişili anlatım   

III.   Köşe yazısı                                   güncel sorunlar

IV.   Hitabet                                         seslenme sözleri

V.   Masal                                             tekerlemeler

Yukarıdaki    numaralanmış   terimlerden   hangi: karşısındakiyle ilişkilendirilemez?

A)l.                         B) II                        C)III  

D) IV.                     E) V.

 

28. Bende Mecnûn’dan tuzun âşıklık isti’dadı var

Âşık-ı sâdık benim Mecnûn’un ancak adı var

 

Kıl tefâhur kim senin hem var benim tek âşıkın

Leyli’nin Mecnûn’u Şîrîn’in eğer Ferhâd’ı var

Bu dizeler aşağıdaki  nazım şekillerinden hangi­siyle yazılmış olabilir?

A) Muhammes                     B) Şarkı                 C) Rubai

D) Gazel                                E) Mesnevi

 

29.  Siyah ebruların duruben çatma

       Gamzen oklarını âşıka atma

      Sana gönül verdim beni ağlatma

      Benim gözüm nuru gönlüm sürûru

I.   11 ‘li hece ölçüsüyle oluşturulmuştur.

II.   Divan mazmunlarından yararlanılmıştır.

III.   Konusu aşktır.

IV.   Nazım türü ağıttır.

V.   Zengin uyak kullanılmıştır.

Yukarıdaki dizelerle ilgili olarak verilen numara­lanmış bilgilerden hangileri yanlıştır?

A) I. Ve II.                            B) I. ve III.              C)ll.ve V.

D) III. ve IV.                         E) IV. ve V.

 

30.  Güneş çekildi demin               Gidene bak gidene

      Doğdu bir cenk akşamı           Güller sarmış dikene

      Bu bütün günlerimin                Mevlâ sabırlar versin

       İçime denk akşamı                 Gizli sevda çekene

I.  7’li hece ölçüsüyle oluşturulmuştur,.

II.   Uyak (kafiye) şemaları aynıdır.

III.   Nazım birimleri aynıdır.

IV.   Doğaya özgü öğelerden yararlanılmıştır.

V.   Bir dilek belirtilmiştir.

Yukarıdaki numaralanmış bilgilerden hangileri ve­rilen şiirlerin ortak özelliği değildir?

A) I. Ve II.                                            B) I. ve III.              C) II. Ve V.

D) III. ve IV.                         E) IV. ve V.

[tab:4.Sayfa]

31.   Aşağıdakilerin  hangisi  Karagöz oyununun  özel­liklerinden biri değildir?

A)   Ciddi ve ağırbaşlı bir hava taşıma

B)   Müzikten yararlanma

C)   Usta-çırak geleneği içinde sürdürülme

D)   Tiplerin aynı kişi tarafından seslendirilmesi

E)   Değişik ağız ve ses taklitlerine dayanma

 

32.Türk edebiyatının gelişimi içinde divan edebiyatı var­lığını 13-19. yüzyıllar arasında sürdürdü. Bu edebiya­tın başlıca özelliklen şöyle sıralanabilir: Sanatta kurallara bağlı olmak,

                                                  I

öncelikle konuşma dilinden yararlanmak

                            II

yüksek tabakaya seslenmek,

                         III

belirli türlerin  ve kalıpların dışına çıkmamak,

                               IV

Arapça ve Farsçanın    dil kurallarını benimsemek.

                V

Bu  parçadaki  numaralanmış  sözlerden   hangisi divan edebiyatının bir özelliği değildir?

A) I.          B) II.         C) lll.        D) IV.        E)V.

 

33. Ahlakla ilgili öğütler veren, türlü hayat görüşlerini yan­sıtan, özdeyiş niteliğindeki sözlerin ağır bastığı gazel­lere hikemî gazel denir. Bu tarzdaki gazelleriyle — ün salmıştır.

Yukarıda boş bırakılan yere aşağıda verilenlerden hangisi getirilmelidir?

A) Bakî                  B) Fuzûlî                C) Nedim

D) Nefî                   E) Nâbî

 

34.   Aşağıdaki dizelerin hangisinde özellikle Tanzimat Dönemine özgü bir kavram yoktur?

A)   Memleket bitti yine bitmedi hâlâ sen ü ben

Bize bu hâl ile bizden büyük olmaz düşmen

B)   Olmuş insana taasub bir onulmaz illet

Hüsn-i tedbîrin ile kurtulur andan millet

C)   Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin

Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azîmetten

D)   Kanı ol gül gülerek geldiği demler şimdi

Ağlarım hâtıra geldikçe gülüştüklerimiz

E)   Ne efsunkâr imişsin âh ey dîdâr-ı hürriyyet

Esîr-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esaretten

 

35. (I) Tanzimat Dönemi tiyatrosunda çeşitli konular işle­nir. (II) İşlenilen Konular, genellikle toplumsal boyutlu nitelikler taşır. (III) Örneğin Namık Kemal’in Zavallı Çocuk ve Gülnihal adlı yapıtlarında vatan konusu iş­lenmiştir. (IV) Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmet Mit­hat, Abdülhak Hamit, Teodor Kasap gibi sanatçılar da tiyatro alanında yapıtlar ortaya koymuşlardır. (V) Bu alanda ürün verenler klasisizm ve romantizm akım­larının etkisinde kalmıştır.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisin­de bilgi yanlışı vardır?

A)l.          B) II.         C) III.        D) IV.        E)V.

 

36. Servet-i Fünûn Edebiyatını oluşturan şairler arasında —„ —; öykücü ve romancılar arasında —, — adla­rını sayabiliriz.

Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?

A)   Ziya Paşa’nın – Namık Kemal’in – Recaizade Mahmut Ekrem’in – Ahmet Mithat Efendi’nin

B)   Tevfik Fikret’in – Cenap Şahabettin’in – Halit Zi­ya Uşaklıgil’in – Mehmet Rauf’un

C)   Abdülhak Hamit Tarhan’ın – Muallim Naci’nin -Şemsettin Sami’nin -Nabizade Nâzım’ın

D)   Mehmet Emin Yurdakul’un – Mehmet Akif Ersoy’ un – Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın – Ahmet Rasim’in

E)   Ahmet Haşim’in – Yahya Kemal Beyatlı’nın -Halide Edip Adıvar’ın – Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun

 

37. Servet-i Fünûn şiiri ile Fecr-i Âtî şiirinin başlıca özel­likleri arasında ilk olarak, kullanılan malzemedeki birlik dikkati çeker. Fecr-i Âtî şiirinin başlıca temaları,(I)                                                       Servet-i Fünûn şiirinde olduğu gibi, aşk ve doğadır. Aşk kadar doğa betimlemeleri de tümüyle özneldir. (II)                                 Dilde Servet-i Fünûncuların tuttuğu yol benimsenerek şiir diline Arapça ve Farsçadan yeni sözcükler alın­mış, konuşma dilinden uzaklaşılmıştır.( lll ) Vezin, yine aruzdur (IV) Ancak Fecr-i Âtîciler de Servet-i Fünûncular gibi sembolik şiirden uzak durmuştur.(V)

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangi­sinde bilgi yanlışı vardır?

A)l.          B)ll.         C)lll.        D) IV.        E)V.

 

38.  Tevfik Fikret’in şiirlerinin özellikleriyle ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

A)Aruzun kalıplarını müzikaliteleri bakımından ilk kez değerlendiren odur.

B) Kimilerinde konuşma dilinin anlatım özelliklerini kullanmıştır.

C) Özellikle Türkçe sözcüklere yer vermiştir.

D) Divan nazmının müstezat şeklini değiştirerek ye­ni bir nazım şekli oluşturmuştur.

E)  Uyak düzenine büyük bir serbestlik getirmiştir.

 

39. —, Tasvir-i Efkâr’da yayımlanan “Lisan-ı Osmanî’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazatı Şâmildir adlı makalesinin — Dönemindeki dil anlayışını belirleye­cek düzeyde bir içeriği vardır.

Bu cümlede boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangileri sırasıyla getirilmelidir?

A)   Namık Kemal’in – Millî Edebiyat

B)   Şinasi’nin – Tanzimat

C)   Recaizade Mahmut Ekrem’in – Servet-i Fünûn

D)   Tevfik Fikret’in – Fecr-i Âtî

E)   Yahya Kemal Beyatlı’nın – Cumhuriyet

 

40. Aşağıdaki yapıtlardan hangisi tür bakımından öte­kilerden farklıdır?

A) Mahur Beste                         B) Sürgün

C) Ölmez Otu                            D) Makber

E) Aylak Adam

[tab:5.Sayfa]

41.

Şairler Topluluklar Akımlar
Servet-i Fünûn Batıcılık
Ziya Gökalp Türkçülük
Namık Kemal Encümen-i Şuarâ

Yukarıda şairlerin, içinde yer aldıkları topluluklar ve savundukları düşünce akımları verilmiştir. Tab­lodaki boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakiler­den hangisi getirilmelidir?

A)   Ahmet Hamdi Tanpınar – Beş Hececiler – Türk­çülük

B)   Mehmet Akif Ersoy – Genç Kalemler – Batıcılı k

C)   Tevfik Fikret – Genç Kalemler – Osmanlıcılık

D)   Yahya Kemal Beyatlı – Yedi Meşaleciler – Os­manlıcılık

E)   Tevfik Fikret – Beş Hececiler – Batıcılık

 

42. Memleketi ve memleket gerçeklerini yansıtmayı amaçlayan Millî Edebiyat Dönemi roman ve öyküsü­nün anlatımı, büyük ölçüde gözlemci gerçekçiliğe da­yanır. Bu dönemin ünlü yazarlarından biri olan — gerçekçilik akımına bağlı kalmıştır.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıda verilenler­den hangisi getirilemez?

A)   Reşat Nuri Güntekin

B)   Refik Halit Karay

C)   Yakup Kadri Karaosmanoğlu

D)   Memduh Şevket Esendal

E)   Abdülhak Şinasi Hisar

43. —, bir şiiri dışında hece ölçüsünü kullanmamıştır. Birer gereç gözüyle baktığı “aruz”la “uyak”ı, yazdığı her şiirde özenle kullanmıştır. Ayrıca aruz kusuru yapmamak için çaba harcamıştır. Onun için ileri sürü­len, ‘— gibi aruzu Türkçe sözcüklere uygulamak için şiiri düz yazıya indirgemeyen bir şairdir.” görüşü tüm eleştirmenlerce onaylanmıştır.

Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A)   Yahya Kemal Beyatlı – Mehmet Akif Ersoy

B)   Halit Fahri Ozansoy – Orhan Seyfi Orhon

C)   Ziya Gökalp – Mehmet Emin Yurdakul

D)   Ahmet Hamdi Tanpınar – Cahit Sıtkı Tarancı

E)   Faruk Nafiz Çamlıbel – Arif Nihat Asya

 

44. Özellikle, yarattığı karakterlerle ünlenen, daha çok kadınlar arasından seçtiği kişileri bütün psikolojik incelikleriyle ustaca canlandıran yazarımız —.

Bu cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A)   Yakup Kadri Karaosmanoğlu’dur

B)   Halide Edip Adıvardır

C)   Refik Halit Karay’dır

D)   Ömer Seyfettin’dir

E)   Reşat Nuri Güntekin’dir

 

45. Önce Fecr-i Ati’ye girip onun sanat anlayışına uygun şiirler yazmış olan —, 1911′den sonra, şiirlerini “Yeni Lisan” anlayışıyla yazmaya başladı. Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp ile birlikte “Yeni Lisan”ı açıklamaya çalıştı. Kısa bir süre içinde heceyle yazmaya başladı. Şiirlerinin bir kısmını Geçtiğim Yol adlı kitapta topla­dıktan sonra, şiiri de bırakarak edebî incelemelerle uğraştı.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A) Faruk Nafiz Çamlıbel          B) Yusuf Ziya Ortaç

C) Ali Canip Yöntem               D) Orhan Seyfi Orhon

E) Hamdullah Suphi Tanrıöver

 

46. Peyami Safa, Tanzimat’tan itibaren Türk romanının değişmez ana konularından bin olan yanlış Batı­lılaşmanın toplumsal yapıda yol açtığı yıkımları he­men hemen bütün yapıtlarında işler. Bunlardan biri olan — adlı yapıtında, farklı kültürleri, dünya görüş­lerini ve yaşama biçimlerini anlatır. Özellikle Doğu ve Batı çatışmasını yansıtmayı amaçlayan romanın ileti­si, roman kahramanlarından Neriman’ın yaşadığı bu­nalımlar ve iç çatışmalar yoluyla biçimlendirilir.

Bu  parçada  boş  bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A)   Bir Tereddüdün Romanı

B)   Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

C)   Mahşer

D)   Fatih-Harbiye

E)   Yalnızız

47. Servet-i Fünûn Döneminde yaşadığı hâlde bu toplulu­ğun dışında kalan, yönelim ve yaratılarıyla bu toplu­luktan ayrı özellikler taşıyan sanatçılarımızdan biri de — Onun ayna tuttuğu yaşam kesiti, Servet-i Fünûnculardan aynıdır. Servet-i Fünûncular varsıl, aydın ke­simin köşk ve konak yaşamının görüntüleriyle oluştur­muşlardır yapıtlarını. Onun anlattığı yaşamsa İstan­bul’un yoksullarının ya da orta sınıfının yaşamıdır. Ki­mi romanlarında eski İstanbul yaşamının betimle­melerine de rastlarız. Örneğin Cehennemlik ve Metres’te, Boğaziçi yanlarındaki; İffet, Şıpsevdi ve Tesa­düfte, Aksaray’daki yaşamı anlatır.

Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

A)   Hüseyin Rahmi Gürpınar’dır

B)   Ahmet Rasim’dir

C)   Reşat Nuri Güntekin’dir

D)   Hüseyin Cahit Yalçındır

E)   Halit Ziya Uşaklıgil’dir

48.

I.   Sergüzeşt

II.   Araba Sevdası

III.   Felâtun Beyle Rakım Efendi

IV.   Mâî ve Siyah

V.   Mürebbiye

Yukarıdaki yapıtlardan hangilerinde Batılılaşma­nın yanlış anlaşılmasının yarattığı sonuçlar işlen­miştir?

A) I. veli.               B)l. ve IV.              C) II. ve III.

D) III. ve V.           E) IV. ve V.

 

49. Türk edebiyatının en iyi romanlarından olan —, 1949′da kitap olarak basılır. — İstanbul’a olan derin sevgisini yansıttığı bu romanında, Mümtaz ile Nuran’ın aşkı çerçevesinde eski-yeni. Doğu-Batı ve aşk ile toplumsal sorumluluk arasındaki çatışmayı ve bu çatışmaların doğurduğu bireysel bunalımları irdeler.

Bu parçada boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangileri sırasıyla getirilmelidir?

A)    Baba Evi – Orhan Kemal

B)    Huzur – Ahmet Hamdi Tanpınar

C)   Küçük Ağa – Tarık Buğra

D)   Bir Düğün Gecesi – Adalet Ağaoğlu

E)   Yorgun Savaşçı – Kemal Tahir

 

50. Çağdaş Türk şiirinin bütün dönemlerini, bütün akımla­rını kapsayan ortak özelliklerin başında dil gelir. Bu şiirlerin dili yapay bir dil değil, konuşulan Türkçedir. Arada, konuşulan Türkçeden zorlama bir öz Türkçeye ya da divan edebiyatının inceliklerine kapılarak Osmanlıcaya yönelenler olmuştur. Ama bunlar sayılı ör­neklerdi. Genellikle, her gün yeni bir inceliği keşfedi­len konuşma dilimiz işlenmiştir.

Aşağıdakilerden   hangisinin   dil   tutumu   bütün yönleriyle, bu parçada anlatılanlarla uyuşmaz?

A)   Faruk Nafiz Çamlıbel

B)   Fazıl Hüsnü Dağlarca

C)   Cahit Sıtkı Tarancı

D)   Mehmet Emin Yurdakul

E)   Ahmet Haşim

[tab:6.Sayfa]

51.   Aşağıdakilerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?

A)   Epik şiirin ustası olan Fazıl Hüsnü Dağlarca, Kur­tuluş Savaşı ile ilgili destansı, link şiirleriyle ta­nınır.

B)   Metafizik konularla ilgilenen Necip Fazıl Kısakürek, uzun yıllar Büyük Doğu adlı dergiyi çıkarmış; tarih, medeniyet. Batılılaşma ve politika konula­rında yazılar yazmıştır.

C)  Ahmet Muhip Dıranas, öykülerinde şiirsel bir söy­leyişe, insanlar arasındaki sıcak ilişkilere yer vermiştir.

D)   Arif Nihat Asya, yurt, millet ve bayrak sevgisiyle ilgili şiirler yazmış; şiirleriyle millî duyguları hare­kete geçirmiştir.

E)   Orhan Veli Kanık, şairane söyleyişlerden, bas­makalıp söz ve benzetmelerden kaçınmış; gün­delik yaşamı, günlük konuşma diliyle, esprili bir biçimde anlatmıştır.

 

52.   Aşağıdakilerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?

A) Bilge Karasu, Yeni Yalan Zamanlarda büyük öl­çüde kadın sorunlarını somutlayıcı bir tutumla yansıtmaya çalışmıştır.

B) Romanlarında bilinç akışı, iç monolog gibi yeni anlatım teknikleriyle kendine özgü bir yol bulan Adalet Ağaoğlu’nun ilk romanı. Ölmeye Yatmak’tır.

C) Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar romanı, ele aldığı konu. konuyu işleyiş tarzı ve kullanılan yeni anla­tım teknikleri bakımından dikkate değer nitelikler taşır.

D) Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli adlı romanı, aynı otelde kâtiplik yapan Zebercet adlı kahramanın ruhsal dünyasının açığa çıkarılması üzerinde şe­killenir.

E)   Toplumcu gerçekçi tutumla bireyin iç dünyasına kapanışını birlikte anlatan Haldun Taner, Şişha­neye Yağmur Yağıyordu, On İkiye Bir Var adlı ki­tapları ile ödül almıştır.

 

53. Göğsü bağrı açıktı. Elinde orak vardı. Ekin biçiyordu. Yüzünü toprağa, sırtını güneşe vermişti. Tarladaki ekini kurtarmaya çalışıyordu. Sırtında kaput bezinden bir iç gömleği vardı. Dişliği yoktu. İç gömleği kirden meşine dönmüştü. Elindeki orak küçüktü, koç boynu­zu kadar bir şeydi. Bu yılın buğdayı geçen yılın buğ­dayından uzun gibi geliyordu gözüne. Dizine çık­mıyordu ama kıraçta ne buğdaylar olmuştu bundan boysuz. “Biz bu cenabet topraklarda çok buğdaylar gördük bacaksız, çok arpalar biçtik cüce.” dedi için­den. Adam usta orakçıydı. Ama ustalık para etmi­yordu kıracın ortasında. Bunalıyor, ikide bir dikiliyor, elini kalçasına koyup küçük, kaplumbağa gözlerini kı­sarak aşağılara, yola bakıyordu. Gelip geçen “otoposları izliyordu. Ama çok dikelemiyordu, karısı mız mız ediyor, oğlu kararıyordu. Gözünün kuyruğuyla baksa anlardı. Yüzde yüz kızıyorlardı.

Bu parçadan edebiyatımızdaki toplumcu gerçekçi hikâye ve roman anlayışıyla ilgili aşağıdaki özel­liklerden hangisi çıkarılamaz?

A)   Köye ve köylüye yönelme anlayışı benimsen­miştir.

B)   Kişiler iç ve dış dünyasıyla birlikte ele alınmıştır.

C)   Sorunların yansıtılması amaçlanmıştır.

D)   Gözleme dayalı bir anlatım söz konusudur.

E)    Halkı aydınlatma amacı güdülmüştür.

54. Dünya edebiyatında, Rus yazarı Çehov’un öncüsü ol­duğu, anlatımı olaya yaslandırmayan, geleneksel an­lamda serimi, düğümü, çözümü olmayan bir öykü tü­rüdür durum öyküsü.

Aşağıdaki yazarlardan hangisi özellikle bu öykü türünde ürün vermemiştir?

A)    Memduh Şevket Esendal

B)   Sait Faik Abasıyanık

C)   Vüsat O. Bener

D)   Ömer Seyfettin

E)   Oktay Akbal

 

55.  Aşağıdakilerden  hangisi  modernizmi  esas  alan yapıtların belirleyici özelliklerinden biri değildir?

A)   Okurların   merak   duygusunun    kamçılanması amaçlanır.

B) Yaşamın çok boyutlu ve kavranması zor ger­çeklerden oluştuğu savunulur.

C)   Anlatıcı,   büyük  ölçüde  birey   bilinciyle  kendi “benini öne çıkarır.

D)   Topluma ait değerleri yansıtma amacı yoktur.

E) Anlatılanlar kişilerin iç dünyasının süzgecinden geçirilerek verilir.

 

56. Bazen düşünüyorum da eğer benim yazdıklarım ha­yatla ilgili değilse insanların yaşadığı nasıl bir dünya? Bana göre tüm kitaplarım gerçeği yansıtıyor. Ama hangi gerçeği? Benim gördüğüm gerçeği.

Bu parçada sanat anlayışını belirten yazarın aşa­ğıdaki akımlardan hangisine bağlı olduğu söyle­nebilir?

A) Natüralizm                       B) İzlenimcilik

C)Klasisizm                            D) Gerçeküstücülük

E) Sembolizm

 

 

 

 

www.edebiyatogretmeniyiz.com

Edebiyat / Dil ve Anlatım Kaynak Sitesi

 

CEVAPLAR

1.   B 26.A 51.   C
2.   A 27.B 52.   A
3.   C 28.D 53.    E
4.   D 29.E 54.    D
5.   B 30.C 55    A
6.   E 31.A 56    B
7.   C 32.B  
8.   A 33.E  
9.   D 34.D  
10.   B 35.C  
11.   E 36.B  
12.   A 37.E  
13.   C 36.C  
14     B 39.A  
15.    E 40.D  
16    A 41.C  
17.   D 42.E  
18.   B 43.A  
19.   C 44.B  
20.  A 45.C  
21.   E 46.D  
22.   B 47.A  
23.   A 48.C  
24.   0 49.B  
25.   C 50.E