9.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (Karizma Eğitim Yayınları)

9.Sınıf Dil ve Anlatım Karizma Eğitim Yayınları 1.Ünite:Dil-Kültür İlişkisi(Sayfa:28,29,30,31,32,33,34)

3. DİL KÜLTÜR İLİŞKİSİ

Hazırlık

1.İngilizlerin İngilizce, Türklerin Türkçe, Arapların Arapça, Eskimoların Eskimoca konuştukları göz önünde bulundurulduğunda dil-kimlik ilişkisi ile ilgili hangi sonuca ulaşılabilir?

1.  Belli bir dili konuşan insanların oluşturduğu topluluğa millet denir. Bu milletler bir kimlik etrafında şekillenir. Bunun neticesinde aynı dili konuşan, aynı kültüre sahip olan aynı duygulara hakim olan topluluklar meydana gelir. Dil olmasaydı oluşan kimlik insanları bir arada tutmaya yetmezdi.

2. Günümüze kadar varlığını devam ettirememiş birçok milletten söz edebiliriz. Bugün dünyanın herhangi bir ülkesinde Frigyalıya, Sümerliye, Lidyalıya, Urartuluya rastlayamamamızın sebebi bu toplulukların salgın hastalık veya büyük bir doğal felaket sonucu tamamen yok olmaları mıdır? Tartışınız. Sonuçları tahtaya yazınız.

2. Bu topluluklar elbette ki doğal afetler sonucunda ortadan kalkmamıştır. Bu toplulukları oluşturan insanların artık belli kimlik etrafında toplanacak bir değer kalmadığı değişim göstererek başka devlet ya da millet olarak varlıklarına devam etmişlerdir.

3.  Karadenizli, Egeli ve Trakyalı kendi yöresinde konuştuğu gibi resmî dairelere dilekçe verseydi nasıl bir durum ortaya çıkardı? Sözlü olarak ifade ediniz.

3. Ortak bir dil birlikteliği oluşmazdı ve millet olamazdık.

4.  20. yüzyılın en önemli fizikçisi olarak nitelenen Albert EINSTEIN  (Albırt AYNŞTAYN) kuantum mekaniği, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarında bilim dünyasına önemli katkılar sağlamıştır. Albert Einstein 11. yüzyılda bütün bu bilim­sel başarıları gösterebilir miydi? Tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.

4. Gösteremezdi bilim ve dil o kadar gelişme göstermemişti.

 

1. Etkinlik

“Ya dil olmasaydı!” veya “Dilin varlığı ne getirdi?” sorularından biri seçilerek kısa bir yazı yazılır. Yazılardan birkaçı sınıfta okunur.

 

1. Metin

SOSYAL BİR KURUM OLARAK DİL

 

1. Sosyal Bir Kurum Olarak Dil metnine göre sosyal bir varlık olan dilin, fertleri bir araya getirerek toplumu oluşturmasındaki rolü nedir? Tartışınız. Sonuçları tahtaya yazınız.

1. Aynı  dili kullanan fertler nesnelere, canlılara aynı isimleri vermesi sonucu aralarında  bir yakınlık meydana ve bunun sonucunda din, kültür, gelenek, tarih gibi  ortak değerlerle beraber bir millet teşkil eder.

2. Toplumu meydana getiren fertlerin konuştukları dilin her yönüyle aynı olması veya zamanla birbirinden uzak­laşmasının, toplumla ilgili hangi sonucu ortaya çıkaracağını aşağıdaki şemadan ve Sosyal Bir Kurum Olarak Dil metninden hareketle tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

2. Aynı dili kullanan bütün bireyler duygu ve düşünce dünyasında birbirine yakınlaşırken kullanmayan insanlar birbirinden oldukça uzaklaşırlar ve bu millet olmanın önündeki en büyük engeldir.

 

2. Metin                                          

DİL VE KÜLTÜR

 

3. Dil ve Kültür metninde geçen “Dil, duygu ve düşüncelerin âdeta kabıdır.” cümlesi ile aşağıda yazılan cümle arasında anlam bakımından nasıl bir ilişki vardır? Defterinize yazınız.

3. İnsan önce düşünür, sonra konuşur ve sonra da  bunları harekete geçirir. Konuşan bir insan düşünme aşamasını geçmiştir. Dolayısıyla aynı dili kullanan topluluklar aynı düşünceleri bir kabın içine koymuş demektir.

4.  Dil ve Kültür metnine göre kültürün oluşmasında dil hangi işlevleri üstlenir? Maddeler hâlinde tahtaya yazınız.

4. Dil oluşturan insanlar sabahtan akşama evde, sokakta , pazarda vs. gibi sürekli konuşur ve kültürünü yoğurur. Konuşan kişiler farkında olmasa da bir sonraki kuşağa bir şey bırakır ve kültür ile tarih de bu şekilde ortaya çıkar. Yani dil kültürün oluşmasında en temel etkendir.

5.  Dil ve Kültür metnine göre millî kimliğin oluşmasında dilin rolü nedir?

5. Dil, milli kimliğin oluşmasındaki temel etkenlerden biridir. Dilleri kaybetmiş milletler mutlaka milli kimliklerini kaybetmişlerdir. Sömürgeci ülkeler (İngiltere gibi) girdikleri ülkede sadece yer altı ve yer üstü kaynakları sömürmezler, o milletin dili ile bağını koparıp asimile etmenin yoluna bakarlar.

 

6. Yandaki şemadan hareketle;

a.   Kültür alanını oluşturan unsurları belirleyiniz.

a. Hukuk, Edebiyat, Ekonomi, Felsefe, Tarih, Gündelik Yaşam,

b.  Kültür alanının oluşmasında dilin işlevini tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

b.

 

 

3. Metin

KÜL TİGİN ABİDESİ (Güney yüzü)

 

4. Metin                                 

 ATASÖZLERİ ( SAVLAR)

 

7. 8. yüzyılda yazılan Orhun Abideleri ve Kaşgarlı Mahmut tarafından 1072 yılında yazılmaya başlanan Divanü Lügati’t-Türk, döneminin hangi kültürel özelliklerini yansıtmaktadır?

7. Türkleri tarihi, siyasi geçmişi, gelenek ve görenekleri ve zihniyetleri hakkında bilgi verir.

8. Yukarıdaki metinlerinden yazıldıkları dönemin sosyal, kültürel, siyasi ve ekonomik hayatı hakkında bugün bile bilgi edinebilmemiz, dilin hangi özelliğini göstermektedir?

8. Dilin kültür taşıyıcılığı özelliği göstermemektedir. Dilin kalıcılığı ve  tarihin nasıl  olduğudur ki bunlarda en önemli dil kültür bir sonraki kuşağa taşır.

9. Orhun Abideleri’nde Kül Tigin’in taşa yazı yazdırması ve Kaşgarlı Mahmud’un Türk illerini gezip Türk mil­letinin farklı boylarını, Türkçenin çeşitli kollarını, Türk edebiyatını ve folklorunu bir kitapta toplamak istemesi millî kimlik açısından nasıl yorumlanabilir? Tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

9.Aynı dili konuşan insanların aynı kültür ve benliklerinin ne olduğunu kendi kuşağına ve bir sonraki kuşağa göstermek amacıyla yazılması olarak yorumlanabilir.

10. Atasözleri topluma mal olmuş, toplum tarafından benimsenmiş, yüzyılların düşünce ve mantık sisteminden geçerek günümüze ulaşmış kısa ve özlü sözlerdir. Bu sözler günümüze hangi vasıtalarla ulaşmış olabilir? Tartışınız. Sonuçları tahtaya yazınız.

10.  Yine dil vasıtasıyla ki özellikle yazı dili denilen kültürü bir sonraki kuşağa aktaran en önemli araçtır. Sözlü kültürdeki birçok atasözü, hikaye, türkü, ağıt, destan… belki unutulmuştur ya da değişerek günümüze gelmiştir ama yazıya geçenler artık değişmesi mümkün değildir.

 

 

2. Etkinlik

Araştırma sonuçlarından hareketle dil-kültür ilişkisini anlatan kısa yazılar yazılır. Yazılardan birkaçı sınıfta okunur.

 

5. Metin                                       

VERMEK VE ÖTESİ

 

11.  Vermek ve Ötesi hikâyesinde kullanılan dilin özellikleriyle ilgili neler söylenebilir?

11. Buradaki metinde özellikler ağız özellikleri ve konuşma dili esere yansıtılmıştır.

12.  Yaptığınız araştırmalardan ve Vermek ve Ötesi metninin dil özelliklerinden hareketle yazı ve konuşma dilini “günlük dil veya medeniyet dili olması, kalıcılık, ses ve söyleyiş özellikleri, ferde veya devlete ait olması, dil kuralları­na uyması” bakımlarından karşılaştırınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

12.

 YAZI DİLİ KONUŞMA DİLİ
medeniyet   dili günlük dil
kalıcılık geÇİCİ
devlete ferde
DİL   KURALLARINA UYULUR DİL   KURALLARINA UYULMAZ

 

3. Etkinlik

Yapılan araştırmalar doğrultusunda soru cevap yöntemi ile Türkçenin özellikleri aşağıdaki ölçütlere göre belirlenir.

a. Lehçe ve ağız terimlerinin anlamları   

a. LEHÇE: Bir dilin tarih içerisinde bilinmeyen bir dönemde kendinden ayrılmış olup büyük farklılıklar gösteren kollarına denir. Örn: Çuvaşça, Yakutça

AĞIZ : Bir ülke içinde aynı dilin farklı konuşma şekillerine denir. Yörelere göre söyleyiş farklılıkları vardır ama yazılış

aynıdır. Örn: Karadeniz ağzı, Ege ağzı…

 

b. Ağızlardan birinin zamanla ortak kültür dili durumuna gelmesi

b. Milli edebiyat döneminde İstanbul ağzı ortak yazı dili haline gelmiştir ki bugün kullandığımız  yazı  dili budur.

c. Ortak dilin resmî dil ve ilmî dil ile ilişkisi

c. Kullanılan ortak dilimiz Türkiye Türkçesinin oluşmasını ve bunun  sonucunda halkın devletin ve okulların aynı dili kullanması hem resmi dili hem de ilmi dilin oluşmasını sağlamıştır.

ç. Ortak kültür dilinin yazı dili olarak kullanılması

ç. Yazı dilimizin  İstanbul ağzı belirlenmesi ortak kültürümüz oluşmasına vesile olmuştur.

 

6. Metin                                              

AKILLI GIZ

13.   Vermek ve Ötesi ve Akıllı Gız metinleri karşılaştırıldığında bu metin parçalarının İstanbul Türkçesine (yazı diline) göre anlaşılabilirlikleri hakkında çıkarımlarda bulununuz. Çıkarımlarınızı sözlü olarak ifade ediniz.

13. Vermek ve Ötesi daha anlaşılabilir nedeni bizim konuşma dilimize yakınken diğeri Türkçenin lehçesiyle  yazılmıştır.

14.  Aşağıda, yazı diline (İstanbul Türkçesine) göre ağız ve lehçe özellikleri taşıyan cümleler yazılmıştır. Bu örnek­lerden hareketle ağız ve lehçenin yazı dili ile ilgisini tartışınız. Sonucu tahtaya yazınız.

“Ne bilem azım vamıyo sook suya, teze ekmeğe.” cümlesi ağız özelliği taşır.

“Garip gız aglap-eñräp yola düşen” cümlesi lehçe özelliği taşır.

14. Lehçe, bir dilden tarihi bilinmeyen devirlerde ayrıldığı için anlaşılması zordur ve tabir yerindeyse yeni bir dil öğrenmek gibidir, ama ağızlar bizim coğrafyamızda konuşulduğu için kolayca anlaşılır. Yazıya aktarımı konusunda lehçenin yazıya aktarımı zorken diğeri değil.

15.  

 a. Aşağıdaki şemada “lehçe” ve “ağız” terimlerinin tanımı verilmiştir. Bu tanımlardan hareketle Vermek ve Ötesi ve Akıllı Gız metinlerindeki diyalogları Türkiye Türkçesi yazı dilini merkeze alarak ağız ve lehçe kavramı açısından değerlendiriniz.

a. Vermek ve Ötesi’nde yöresel ve söyleyiş farklılıkları ama Akıllı Gız metninde ses, yapı ve söz dizimi faklılıkları göze çarpmaktadır.

b. Vermek ve Ötesi ve Akıllı Gız metinlerinden aşağıdaki noktalı yerlere ağız ve lehçe örnekleri yazınız.

b.            Ağız: İstanbul Ağzı, Konya Ağzı, Trabzon Ağzı, Burdu Ağzı…

Lehçe: Çuvaşça ve Yakutça

16.  

a. Yaptığınız araştırmalardan hareketle argonun özelliklerini belirleyiniz. Farklı meslek gruplarına ait birkaç argo söyleyiniz.

a. Argo: Bir sosyal sınıfın, bir meslek grubunun ya da bir topluluğun üyelerinin  kullandığı, genel dilin sözcüklerine yeni anlamlar yükleyerek ya da yeni sözcükler, deyimler katarak oluşturulan özel dil. Bir toplumda geçerli genel dilden ayrı, ama ondan türemiş olan, yalnızca belli çevrelerce kullanılan, toplumun her kesimince anlaşılmayan, kendine özgü bir sözcük, deyim ve deyişlerden oluşan argonun, ayrı bir grameri yoktur.

 Argo, anadil içinde sonradan türetilmiş bir yardımcı dil olarak konuşulur. Temelde sözlü ve doğal bir dildir. Argo sürekli değişen ve gelişen özel bir dil olmakla birlikte oluşumunu bazı genel ilkelere bağlamak mümkündür. Sıfatlardan cins isim türetme, eski ve bölge dili sözlerinden yararlanma, genel dildeki sözcüklerin biçimlerini bozma, yabancı kökenli sözcük kullanma, sözcüklerin anlamlarını kaydırma ve değiştirme bu ilkelerin başlıcalarıdır. Türk argosu eski İstanbul’un külhanbeyi ve tulumbacı çevrelerinde gelişmiştir.

 Rakı’ya “anzarot”, polis”e “aynasız”, kâğıt paraya “papel” vs. demek; boş ver, abayı yakmak, açıktan almak, boş koymak gibi deyişler argo içinde zikredilir.

b. Argonun yazı ve konuşma diliyle ilişkisini tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

b. Bir ilişkisi vardır . (Yukarıdaki cevabın içinde ilişkisi yazmaktadır.)

 

Anlama – Yorumlama

1. Aşağıdaki şekli, yazı ve konuşma dilinin iletişim araçlarıyla ilişkisini dikkate alarak yorumlayınız.

1.Resimlere göre herkes kendi bulunduğu yörenin konuşma diliyle anlaşsa da yazı dilimiz İstanbul Türkçesi olduğu için çok anlaşıp iletişime geçebilmekteyiz.

2. Divanü Lügati’t-Türk’te geçen atasözlerinin bugün hâlâ günlük yaşamda kullanılması dilin hangi işlevi ile ilgili olabilir? Tartışınız. Ulaştığınız sonucu sözlü olarak ifade ediniz.

2. Dilin kalıcılığını ve kültür taşıyıcılığı özelliği gösterir. Dildeki birçok kelime, kavram, atasözü …. Doğar, gelişir ve halkın duygu ve düşüncelerine göre bazıları ya ölür bazıları günümüzü de geçip yarına kalır. Bu şekilde eskiye dair ne varsa  bir sonraki kuşağa kalmıştır.

3. Aşağıdaki şemayı yorumlayınız.

3. İnsanları kendi yörelerinde istedikleri şekilde yöresel özellikleriyle konuşabilirler. Ama ortak bir dil oluşturmak için bizler  İstanbul ağzını yazı dili olarak seçtik ve bunun sonucunda bir ortak dilimiz, bir yazı dili ve bir ilim dilimiz oldu. Bugün okullarda ve üniversiteler Türkiye yaşayan ve hangi yöresel söyleyişleri kullanırsa kullansın hangi etnik kimliği bağlı olursa olsun aynı yazı diliyle iletişime geçtiğimiz için kendimize ait bir  ilim dilimiz mevcuttur.

 

4. Etkinlik

Kültür-dil ilişkisini oluşturan ögeler tespit edilerek maddeler hâlinde tahtaya yazılır. Daha sonra sınıf iki gruba ayrılır. Gruplar ana dilin neden o dili konuşan insanların kimliği olduğunu tartışır. Grupların uzlaştıkları görüşle maddeler hâlinde tahtaya yazılır.

 

Ölçme – Değerlendirme

1.  Aşağıdakilerden hangisi dil-kültür ilişkisi için söylenemez?

A) Dilin kültür alanını oluşturduğu

B) Dilin ulusal kimliğin oluşmasında rolü olduğu

C) Dilin farklı milletleri birbirine bağlama özelliği olduğu

D) Dilin bilimin ilerlemesinde önemli rolü olduğu

E) Kültür ve sanat etkinliklerinin dille gerçekleştirilen etkinlikler olduğu

CEVAP: C

 

2. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun kelimeleri yazınız.

Ulusal sınırlar içinde kullanılan bir dilin, farklı coğrafi bölgelerdeki söyleyiş biçimine AĞIZ denir.

Bir dilin tarihî, siyasi, sosyal ve kültürel sebeplerle çeşitli bölgelerde zamanla ses, yapı ve kelime dağarcığı bakımından önemli farklarla birbirinden ayrılan kollarına LEHÇE denir.

 

3.  Aşağıda verilen Türk dillerini Türkiye Türkçesine göre lehçe ve ağız olma durumu doğrultusun­da eşleştiriniz.

3.            Tatar’ın konuştuğu Türkçe                          : LEHÇE

Ispartalının konuştuğu Türkçe                   : AĞIZ

Elâzığlının konuştuğu Türkçe                      : AĞIZ

Türkmen’in konuştuğu Türkçe                  : LEHÇE

Kırgız’ın konuştuğu Türkçe                         : LEHÇE

 

4.  Aşağıdaki cümlelerin karşısına yargılar doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

Bir ülkede konuşulan ağızlar içinde yaygınlaşarak hâkim duruma geçen ve herkes tarafından benimsenip kul­lanılan dile konuşma dili denir. (  D )

Konuşma dili birçok ağza ayrıldığı hâlde, yazı dili daha birleştirici özellik taşır. (  D )

Konuşma dili, kuşaklara ve bireylere bağlı olarak varlığını devam ettirdiği için bireylerle birlikte o da kay­bolur. ( Y  )

5.  “Bulunduğu coğrafyanın iklimi, tabiat şartları, bitki örtüsü, hayvan varlığı dilin muhtevasını belirler. Söz gelişi Araplar ‘deve’ için pek çok kelime kullanırken Eskimolar ‘buz’ ve ‘kar’ için yüzlerce kelime oluşturmuşlardır.“

A. Bican ERCİLASUN’un bu sözlerinden dil-kültür ilişkisi ile ilgili hangi sonuçlara ulaşılabilir?

5. İnsanları yaşadığı birçok özellikler onların kelime hazinesine de etki eder.