Anlatım Bozukluğu

Anlamca Çelişen Sözlerin Bir Arada Kullanılması (Anlatım Bozuklukları)

Anlam bakımından birbiriyle ters düşen bazı sözcükler veya sözlerin cümlede bir arada kullanılmasıyla ortaya çıkan anlatım bozukluklarıdır.

 

  • Ada vapuru, mutlaka bu saatlerde kalkmış olmalı

Bu cümlede mutlaka sözcüğü, kesinlik anlamı, olabilir sözcüğü ise olasılık anlamı taşıdığından bu iki sözcük anlamca çelişerek anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

 

 

  • Dedesinin kulağına bağırarak bir şeyler fısıldıyor, ona bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.

Bu cümlede bağırmak sözcüğü, “yüksek ve gür ses çıkarmak” anlamı, fısıldamak sözcüğü ise “başkalarının duyamayacağı kadar alçak sesle konuşmak” anlamı taşıdığından bu iki sözcük anlamca çelişerek anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

 

  • Çocuk, topu almak için yavaşça yerinden fırlayıverdi.

Bu cümlede yavaşça sözcüğü, “oldukça yavaş bir biçimde, usulca” anlamı, fırlayıvermek sözcüğü ise “tezlik, çabukluk” anlamı taşıdığından bu iki sözcük anlamca çelişerek anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

 

  • Feribotumuz aşağı yukarı tam iki buçuk saat sonra Bandırma’ya yanaşacak.

Bu cümlede aşağı yukarı sözü, “tama yakın, yaklaşık olarak” anlamı, tam sözcüğü ise “eksiksiz” anlamı taşıdığından bu iki sözcük anlamca çelişerek anlatım bozukluğuna yol açmıştır.

Diğer Örnekler

  • Belki onun da olup bitenlerden haberi vardır mutlaka.
  •   Bundan tam 15 yıl kadar önce de bu durum söz konusuydu.
  •   Halk Edebiyatında “koşma ” Divan Edebiyatındaki “ gazel”in tam karşılığı gibidir.
  •   Sanırım bu çirkin oyunu tezgahlayan da kesinlikle odur.
  •   Pırıl pırıl mehtaplı gecede hafif hafif çiseleyen yağmur bizi etkiledi.
  •   Ben bu konuda genellikle hiç yalan söylemem.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.