Paragraf

Paragrafta Düşünceyi Geliştirme Yolları

                                        PARAGRAFTA DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

Yazar, anlatım tekniklerini kullanarak yazısını yazarken ileri sürdüğü düşünceleri desteklemek, anlattıklarını inandırıcı kılmak için düşünceyi geliştirme yollarına (karşılaştırma, tanımlama, örneklendirme, tanık gösterme, benzetme, kişileştirme) başvurur.

 

KARŞILAŞTIRMA

İki varlık, kavram veya olayın benzer ya da farklı yönlerinin ortaya konmasıdır. Daha çok, “oysa, ise, daha, en” gibi ifadelerle karşılaştırma yapılır.

ÖRNEK

Düzyazı dili ile şiir dili bir değildir. Sözgelimi bir romancı, seçtiği sözcükleri alışılagelmiş anlamlarıyla kullanır. Şair ise sözcüklere, sözlük anlamlarının ötesinde birtakım yeni anlamlar da yükler. Sözü şiire dönüştüren, daha çok bu simgesel anlamlardır. Böylece her şair, kendine özgü bir dil kurar. Ayrıca düzyazı konuyu alabildiğine açıp yayar, çok ince ayrıntılara iner. Şiir ise fazlalıkları budar, ayrıntıları ayıklayıp atar. Bundan dolayı çok özlü, yoğun bir deyiş gerektirir.

Bu parçada, düzyazı dili ile şiir dili arasındaki farklar karşılaştırma yoluyla ortaya konmuştur.

 

TANIMLAMA

Özelliklerinden yararlanarak bir varlığın ya da kavramın ne olduğunun ortaya konmasıdır. Kısaca, “Bu nedir?” sorusunun cevabı olan cümlelerdir, denebilir.

ÖRNEK

Korku, bir ruh hâlidir, ikide bir gelip giden, bizi yoklayan, dengeleyen. Yüreklilik de büyük korkular önünde kendimizi yitirerek yaptığımız atılımdır. Her şeyi göze almak değildir, ölüme, tehlikeye meydan okumak değildir, yapacak başka bir şey olmaması hâlidir.

Bu parçada, korku ve yürekliliğin ne olduğu, tanımlamadan yararlanılarak ortaya konmuştur.

 

ÖRNEKLENDİRME

İleri sürülen bir düşüncenin daha iyi anlaşılması için örnekler verilebilir. Böylece düşüncenin okurun zihninde somutlaştırılması, okurca daha iyi ve daha net anlaşılması sağlanmış olur.

ÖRNEK

Usta yazarlar, yazmaya başlamadan önce romanlarının geniş bir biçimde planını yapmışlardır. Romanlarında yer alacak olayların her bölümde nasıl gelişeceğini önceden belirleyip kişilerin başından geçecekleri bir bir tasarladıktan sonra, kalemi ellerine almışlardır. “Savaş ve Barış”ı uzun yıllar tasarladıktan sonra yazan Tolstoy, “Madam Bovary”yi zihninde bir minyatürcü sabrıyla şekillendirdikten sonra yazan Gustave Flaubert işte bu romancılardandır.

Bu parçada, usta yazarlarla ilgi bir düşünce ortaya atılmış, ardından bu düşünce örneklerle açıklanmıştır.

 

TANIK GÖSTERME

Bir düşünceyle ilgili olarak yetkin kişilerin görüşlerine yer vermektir. Kişilerin görüşleri olduğu gibi alınıp tırnak içinde verilebildiği gibi, yazarın kendi ifadeleriyle de aktarılabilir.

ÖRNEK

Şiir, bilinçaltından kaynayıp gelir. Genellikle ilk birkaç dize böyle oluşur ama bunların birtakım çağrışımlarla zenginleştirilmesi, yoğrulup biçimlendirilmesi bilinç alanında olur. Suut Kemal’in de dediği gibi, beyin, yüreğin derinliklerini düşüncenin ışığı ile tarayarak ham zenginliklere biçim verir.

Bu parçada, şiirle ilgili bir düşünce ortaya atılmış, ardından bu düşünceyi destekleyen uzman bir görüşe yer verilmiştir.

 

BENZETME

Anlatılanları okurun kafasında daha somut hâle getirmek için, iki varlık, kavram, olay ya da durumdan birinin herhangi bir ilgi ile ötekine benzetilerek anlatılmasıdır. Benzetme, daha çok “gibi, sanki, andırıyor, tıpkı” gibi sözler kullanılarak yapılır.

ÖRNEK

Her şiir, kendi biçimini, içeriğine göre, kendisi belirler. Çünkü sanat, amaca giden yolda öz ile biçimin buluşmasını gerektiriyor. Bundan ötürü öz kadar biçim kaygısı da olmalıdır şairin. Sanki bir testi ustasıdır o. Testi ustasının amacı, içine su konulabilecek bir kap yapmaktır. Onun da belli bir biçimi vardır. Eğer testiye, içine su alacak şekilde istediği biçimi veremezse, özü yakalayamadığı gibi, faydalı bir ürün de ortaya koyamaz.

Bu parçada “şair”, “testi ustası”na benzetilerek şairin, şiirini oluştururken yapması gerekenlerle ilgili olarak anlatılmak istenenler somut hâle getirilmiştir.

 

KİŞİLEŞTİRME

İnsana özgü niteliklerin, insan dışındaki varlıklara aktarılmasıdır.

ÖRNEK

Deniz, bazen dalga dalga köpürüp gemilere ve limanlara tehditler savurur. Bazen de yıldızlarla ve mehtapla selamlaşarak etrafa neşe saçar. Yer yer kendi sınırlarını aşarak, kayalara çarpıp homurdanır. Her zaman bağrında beslediği binlerce canlıya, müşfik bir anne gibi ninniler söyler.

Bu parçada, “deniz”e, insana özgü nitelikler aktarılarak kişileştirme yapılmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak.